• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

SOKAK DÖVÜŞÜNDE KARATECİNİN BAŞARI ŞANSI

Genç sporcularla iç içe olmak benim için büyük şans! Onlardan çok şey öğreniyorum. Onların çok renkli, inanılmaz hayallerle dolu saf ve temiz çocuksu dünyalarında onlarla birlikte koşmak olağanüstü bir duygu zenginliği katıyor günlük yaşantıma...

Hocalar her fırsat bulduğunda Karatenin ‘DO’suna ne kadar vurgu yapsalar da sekizle on sekiz yaş gurubundaki sporcular buna pek kulak vermiyorlar.

Çocuk işte!

Her antrenman öncesi soyunma odasında İbo’nun o gün okulda patakladığı çocuklarla ilgili hikâyeleri dinliyoruz.

 O’na bazen Furkan’da katılıyor. Yavuz çok zaman onlarla kafayı buluyor. Karateciler ya, üstelikte kahverengi kuşak bir kyular! Yaşları tutsaydı siyah obilerini çoktan kuşanmış olacaklardı.

Çocukların ve gençlerin bu vurup, kırma, iki üç kişiyi birden yere serip, dövme merakı beni bu yazıya konu olan SOKAK DÖVÜŞLERİ ile ilgi ufak bir araştırmaya sevk etti.

‘Karatede öğrendiğimiz teknikleri dışarıda isteyerek ya da istemeyerek karışacağımız bir kavgada etkili olarak uygulayabilir miyiz? ‘ Sorusunu değişik yaş ve kıdemdeki birçok karate-ka ve hocaya sorarak başladım araştırma ve incelemelerime… Konu ile ilgili bulabildiğim kaynaklardan da fikir edinmeye çalıştım. Yaptığım çalışmanın sonucunu sizlerle paylaşmaktan sevinç duyacağım.

Bu yazıyı bilimsel bir araştırma gibi düşünmeyelim lütfen..Sadece gözleme dayalı   kişisel intiba! Yanlış bulan da olabilir, doğrulayan da… Her ikisine de saygı duyarım. Ama yanlış bulanların da doğrulayanların da eleştirilerini öğrenmek hoşuma gider.

 Sözüm Senseilerime, bu işe yıllarını ve gönüllerini vermiş usta karate-kalara değil. Onlar her koşulda yılların kazandırdığı refleks zırhının avantajının güvencesi altındadırlar. Ve kendilerini korumasını iyi bilirler. Üstelik mecbur kalmadıkları sürece de kavga etmezler. 

Sözüm; karateyi, kavgacı ruhlarının tatmini için alet etmeyi düşünen kavga heveslilerine… Böyle bir yapıya sahip olanların iyi bilmesi gereken bazı gerçekler var.

Birincisi, sokak tatamiden ya da dojodan çok farklıdır. Kuşağının rengi ne olursa olsun hafta da bir iki saat dojoya gelip antrenman yaptıktan sonra, bu kadarı bana yeter diyenlerin sokakta hayal kırıklığına uğrama olasılığı çok fazladır. Kavgayı seviyorsanız, gerçekten usta bir karate ka da değilseniz sakın karate bilginize veya kuşağınızın rengine güvenerek sağda solda caka satıp, ona buna sataşmaya kalkmayın. ‘Yarım hoca dinden, yarım hekim candan eder diye güzel bir söz’ var ya o güzel öz deyişe. ‘Yarım karate bilgisi de adamı kafadan gözden eder’ cümlesini de ekleyerek iyice ezberleyin, derim.

İtiraz edenler, isyan edenler olabilir. Ben şu kadar müsabakaya katıldım. Madalyalar aldım. Tonlarca salon tozu yuttum. Sokakta da olsa önüme çıkanın canına okurum diyenler de!

Belki öyle olur, belki olmaz!

Şunu iyi bilmemiz gerekir:

Sokak farklıdır. Hem de çok farklı.

Tatami de çok başarılı bir dövüşçü olabilirsiniz. Tatminin belli boyutları vardır. Eldiveninizi giyer rakibinizin karşısına çıkarsınız. Karşılıklı selamlaşmalardan sonra hakemin komutuyla süresi belli olan dövüş başlar. Bu dövüşün belli kuralları vardır. O kurallara uymak zorundasınız. Zaten o kurallara uyularak eğitildiğiniz için uyum sağlamakta da zorlanmazsınız. Dövüş hakemin komutuyla başladığı gibi kurallara uygun olarak ayni komutla biter. Saygı, sevgi ve centilmenlik elden bırakılmaz.

Sokak dövüşlerinde ise hiçbir kural yoktur. Dövüş alanının sınırı ve dövüşün süresi de yoktur. Rakibiniz sizden güçsüz de olabilir güçlüde. Sizden ağırda olabilir, zayıfta.. Mantıktan çok öfke hakim olduğu için taraflar birbirine her şey yapabilir. Birbirini yaralayabilir, sakatlayabilir hatta öldürebilir de! Süresi belirsiz dövüş anında  acıma duygusu körelir. Mantık tek şeye kitlenmiştir; karşısındakini alt etmeye, yenmeye…

Çoğu zaman dövüşe başkaları da karışır. Dövüş Türkiye sınırları içindeyse kavga başlar başlamaz anında birileri araya girer. Sınırlarımızın dışında ki kavgalarda kavgacılar birbirini öldürseler bile insanlar durup kavgayı zevkle seyrederler. Kesinlikle kavgayı ayırmayı düşünmezler.

Sokak dövüşlerinde her ne kadar kural yoksa da her ülke insanının kendine has dövüş şekli vardır. Biz Türkler dövüşmeye kafa atmaya çalışarak başlarız. Çok zamanda bunda başarılı olamayız. Ardından da güreşir gibi birbirimize sarılır, rakibimizi kafa kolla alt etmeye çalışırız.

Amerikalılar evlerinde, arabalarında bowling sopasına benzer sopalar bulundururlar. Kavga ihtimali doğunca hemen sopalar ortaya çıkar. Kuzey Avrupa insanları boks yapar gibi dövüşürler. İtalyanlar kavgada hemen bıçaklara sarılır. Araplar değneklerle dövüşmeyi, Kürtler taşlaşmayı severler.

Araya girenler nedeniyle bizdeki sokak kavgaları uzun sürmez. Çok zaman ilk vuran taraf kazançlı çıkar. Karşı taraf çok zaman araya girenler yüzünden yapmak istediğini yapamaz.. Çünkü rakiple temas biter. Araya girenler zaman zaman isteyerek veya istemeden taraflardan birine zarar verir.  Kavgacılardan biri tutulur, diğeri serbest bırakılır. Bu nedenle tutulan taraf fazladan darbe alır.

Kavga daha fazla büyürse işin rengi de değişebilir.

Ortaya kesici, delici, kırıcı, paralayıcı aletler ve edevatlar çıkabilir.

 

Kurallı dövüşe alışmış olan bir karate ka eğer yeteri kadar usta da değilse böylesi bir sokak dövüşünde kolayca panikleyip afallayabilir. Gardını almayı, savunmaya geçmeyi, karşılık vermeyi unutabilir. Hatta en usta olduğu, çok güvendiği teknikleri bile uygulamaya zaman bulamaz..

Sensei Olcay KÜÇÜKATEŞ’ in sık sık tekrarladığı  bir sözü var. Bu güzel sözü hiç unutmam: ‘Başkalarının yumruğunu yemeyen kendi yumruğunu çelikten zannedermiş:’ der  değerli Hocam…

Ben de bu ufak araştırmam sonunda şunu iyi öğrendim:

Sokaklarda beladan uzak durmak en iyisi!. Dünyanın en güçlü insanı, en büyük dövüşçüsü de olsan değişmez kural bu olmalı. Bela gelip seni bulsa bile elinden geldiğince kaçınmaya çalışmalısın..

Tabiki bazen ne kadar kaçınırsanız kaçının dövüşmekten başka çareniz kalmayabilir.

İş oraya varınca soğukkanlılığı elden bırakmayacak, yumruklarınızdan önce aklınızı kullanacaksınız. Dövüş alanınızı iyi seçecek, arkadan gelebilecek saldırılara karşı sırtınızı sağlam bir yere dayayıp, daçhiniz ve gardınız düzgün alacaksınız. Rakibinize veya rakiplerinize yakalanmamaya çalışıp kendinizi savunacaksınız. Saldıran olmaktansa savunan olmak sokak dövüşünde her zaman daha akılcıdır.

Aman ayağınız tökezlemesin. Aman sendeleyip düşmeyesiniz. Sokak kavgalarında en kötü şey yere düşmektir.

Düşene tekme vuran çok olur. Düşen kavgayı kaybeder.

Düşenin anası ağlar!               

Benden söylemesi…

İster tutula, ister kulak arkası edilip yabana atıla!

 

Necmettin ÖZDEMİR

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam6
Toplam Ziyaret174902
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.76645.7895
Euro6.35976.3852
Hava Durumu
Saat
E BİLGİ

DÖKÜMANLAR